4 Haziran 2011 Cumartesi

gel pisi pisicik :)

üç gün önce evin önünde gezinen bir kedicik görmüş kardeşim: bembeyaz tüyleri olan minicik yavru bir kedi. abla nolur ona bakalım dedi. ona önce bir kapta süt verdik ama bizi pek takmadı. süte bile bakmadı. aradan bir kaç saate geçti baktık hala evin önünde bir yerlerde onu aldık garaj içine. köşeye sütünü koyduk bi güzel ve içmesini bekledik. zavallı hayvan o kadar açmış ki sütün yarısını içiverdi. ama sonra yine gitti, terketti bizi: adı üstünde nankör işte!

ilk gün garajda, balkondan çekilen


ertesi gün balkonda kahvaltı yaparken baktık bizim pamukcuk hala oralarda geziniyor. bizi farkedince merdivenlerden çıkıp balkona geldi. o kadar şirin ki ayaklarımıza sürtünmeye çalışıp etrafımızda dönüyordu. biz de bir kaç yiyecek verdik ve biz kahvaltıyı bitirip balkondan ayrılana kadar bizden ayrılmadı.

yavrum bahçede saklanacak yer bulmuş kendine


biz tabi yine dayanamadık ona süt verdik. verebileceğimiz başka ne var bilmiyorum. eski kedimize özenip mama alırdık ama o zaman çalışıyordum ben ve bir kedinin masraflarını üstüme alabilecek kadar ekonomiye sahiptim. şimdi durum farklı :(

o kadar sıcak ki mayışmış bizim gibi


kedicik biraz beslendikten sonra onu aldık bahçeye götürdük ve bi güzel yıkadık :) sıcakta hayvana o kadar iyi geldi ki hayvan kendine geldi. onu güneşin altında kurulayıp güneş banyosuna bıraktık. sonrasında bir kaç saat uyudu. missler gibi oldu benim güzel pamukcum, ak pak oldu. tüylerinin güzelliği ortaya çıktı. o kadar uysal ki ve bir o kadar ürkek... sokakta kaldığı zaman içinde diğer kediler onun yüzüne dişlerini geçirmişler. biraz daha dursun sonra onu veterinere götürücem ben. bu sefer bu kedimizi tatile bile götürmeye karar verdik, bunu başarıcaz :)

evet o bir beyaz dişicik :) annemin üçüncü kızı o  :))

ama sen her biy yere tıymanıyosun :)

30 Mayıs 2011 Pazartesi

uzun işler bunlar...

Murphy`nin Kanunlari;
· Ters gitme olasılığı taşıyan birşey ters gidecektir.
· İşler beklenenden daha uzun zaman alır.
PUHU MODİFİKASYONU: Tamamlanma tarihi ile ilgili beklentilerin planlamada kazandığı ciddiyet arttıkça gecikmede büyür.
· Eğer birşey birden fazla ters gitme olasılığı taşıyorsa size en fazla zararı dokunacak kombinasyon oluşur.
PUHU: Eğer birşey birden fazla ters gitme olasılığı taşıyorsa; size en fazla zararı dokunacak kombinasyonun bilincindeyseniz ve buna karşı tedbirlerinizi aldıysanız, bu tedbirler sizin için daha zararlı bir kombinasyonu gerçekleştirir.
· Eğer bir işte bir terslik olması için x sayıda farklı yol varsa ve siz işe başlamadan önce x sayıda tedbir aldiysaniz x+1 terslik siz işi bitirmek üzere iken ortaya çıkar.
· Olaylar kendi haline bırakıldığında kötüden daha kötüye doğru gider.
PUHU: Kötüden daha kötüye gidecek olaylara yapılan müdahale en kötüye ulaşma hızını arttırır.
· İşinizin tüm aşamalarını planlayıp birinci aşama ile işe başladığınızda, birinci aşamadan önce tamamlanmış olması gereken bir aşama ortaya çıkar.
PUHU: Bu aşama hala plana entegre edilebilir gibi görünür. Bu entegrasyon yanlız tüm planı mahfetmekle kalmaz, ana hedeflerin iptalinide beraberinde getirir.
· Problemlere getirilen Çözümler yeni problemler yaratır.
PUHU: Problemlere getirilen çözümler ilk problemlerden daha kötü problemler getirir.
· Hiç birşey kimsenin bir daha bozamayacağı bir seviyeye dek mükemmelleştirilemez. Çünkü böyle bir seviye yoktur ve aptallar en basit şeyleri bozma konusunda son derece yaratıcıdırlar.
PUHU: Bir şeyi hiç kimsenin bozamayacağı bir seviye ye dek mükemmelleştirmek için nedenli düşünürseniz aptalların da o işi bozmak için yaratıcılıkları o denli artar.
· Doğa hata ve eksikten yanadır.
PUHU: Doğanın hata ve eksik yaratmak için sonsuz kaynağı vardır.
· Doğa olumsuz sonuçları korur ve müdahalesini olumsuz sonuç lehine yapar.
PUHU: Doğa olumlu sonuçları engellemek için vardır.
· Herşey simultanet Sırasız-Düzensiz olarak ters gider.
PUHU: Herşey size hangisinin daha fazla zararı dokunacağına bağlı olarak simultane veya peş peşe ters gider.
· CHRISHOLM MODİFİKASYONU: Bundan daha kötüsü olamaz dediğiniz andan itibaren işler daha kötüye gider.
· Durum iyiye gitmeye başladığında mutlaka unuttuğumuz veya gözden kaçırdığımız bir nokta vardır.
· Hiçbir şey kalıcılık kadar geçici değildir.
· İşinizi ne kadar iyi yaparsanız yapın, mutlaka sonuçlara modifikasyon getirecek bir amiriniz bulunacaktır.

· MATSH KANUNU: Berbat bir son, sonsuz bir berbatlıklar dizisinden daha iyidir.

· HOOK KANUNU: Aradığınız herhangi bir şeyi son baktığınız yerde bulursunuz.

· GYLME FORMÜLÜ: Başarının sırrı samimiyettir. Bunu taklit ettiğiniz anda başardınız demektir.

· LIERMAN KANUNU: Herkes yalan söyler, fakat bu önemli değildir çünkü kimse dinlemez.

· EVANS VE BJORN KANUNU: Kötü giden şey ne olursa olsun,bunun böyle olacağını bilen biri mutlaka vardır.

· GINSBERG TEOREMİ: Kazanamazsın, berabere kalamazsın, hatta oyunu terk edemezsin.

· O'TOOLE AKSİOMU: Bir çocuk yeterli değildir. İki çocuk çok fazladır.

· MURPHY'NİN ÖĞRENCİLER İÇİN KANUNU: Bir öğretmen öğrencilerin öğretilen dersten başka yapacak işleri olmadığını varsayar.

· PUHU'NUN PARK YERİ BULMA KANUNU: Park etmek için hemen bulup beğenmediğiniz ve park etmediğiniz yerin park edilebilecek tek yer olduğunu fırsat kaçtıktan sonra park etmek için hemen bulup beğenmediğiniz halde park ettiğiniz yerin, park edilebilecek yerlerin en kötüsü olduğunu gideceğiniz binaya ulaştıktan sonra anlarsınız.

· JONES'UN TELEVİZYON KANUNU: Görülmeye değer tek program yayından kaldırılır.
· Tecrübe ihtiyacınız geçtikten sonra edinilir.
· Çekici, güzel ve sizden hoşlanabilecek bir kadınla tanışma olasılığınız;
a- yanınızda karınız varken,
b- yanınızda sizden daha yakışıklı bir arkadaşınız varken,
c- yanınızda sizden daha zengin bir arkadaşınız varken artar.
· Şöhret geçebilir ama unutulmuşluk kalıcıdır.

· CANSIZLIĞIN HAREKETLİLİĞİ YASASI: Bütün cansız cisimler sadece ayaklarınıza dolaşmaya yetecek kadar hareket eder.

· MURPHY'NİN DÜNYA GÖRÜŞÜ: Ne olursa olsun gülümse, çünkü yarin bugünden kötü olacaktir.

· PUHU'NUN DÜNYA GÖRÜŞÜ: Ne olursa olsun ağlama, çünkü göz yaşlarina asıl yarın ihtiyacın olacaktır.

· STENDERUP KANUNU: Ne kadar geride kalırsanız, yetişmek için o kadar çok vaktiniz olur.

· CONNER KANUNU: Gizli kalması gereken belge fotokopi makinasında unutulur.

· HELL KANUNU: Bir kütle suya batırıldığında telefon çalar.
· Zamanı gelmiş bir hata kadar kaçınılmaz hiçbirşey yoktur.
· Gerçek hiçbir problemin çözümü yoktur.

Murphy'nin Altın kuralı:  Altını bulan kuralı koyar.
Herhangi bir cisim kendisine en çok zarar verecek biçimde yere düşecektir. Örnekler:
  • Üzerine yağ sürülmüş bir ekmek diliminin yağlı yüzünün üstüne düşme olasılığı halının değeri ile doğru  orantılıdır.
  • Yere düşecek ilk, belki de tek parça en pahalı parça olacaktır.
  • Eşyalar yere her zaman dik açıyla düşer.
  • Düşürülen her parça avadanlık, atölyenin en ulaşılmaz köşesine dek yuvarlanacaktır. Ve siz onu ararken ayağınıza ilk çarpan şey de o olacaktır.
  • Tezgahtan düşen küçük parçaların bulunma olasılığı parçanın büyüklüğü ile doğru orantılı, sizin işi tamamlama süreniz ile ters orantılıdır.
  • Yere düşürdüğünüz pazar çantası, içinde yumurta olan çantadır.
 Willoughby Yasası
Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışacaktır.
Axwell Yasası
Eğer havayı soluyabiliyor ama suyu içemiyorsanız geri kalmış bir ülkedesinizdir. Oysa suyu içebiliyor ama havayı soluyamıyorsanız kalkınmış bir ülkedesinizdir.
Lofta Yasası
Hiç kimse sizi kendinizi iyi hissettiğiniz zaman terk etmez.
Fant Yasası
Bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığınızda, anahtar kesinlikle elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir.
Monly Kuralı
Mantık, yanlış sonuca özgüveninizi yitirmeden sistematik bir biçimde ulaşma yöntemidir.
Fulton Yasası
Düşen bir nesneyi sakın tutmaya çalışmayın. Bırakın düşsün. Daha az zarar görecektir.
Campbell Yasası
Ne kadar az iş yaparsanız işleriniz o kadar yolunda gider.
Kovac Yasası
Telefonda yanlış bir numara çevirdiğinizde asla meşgul çalmaz.
Anonim Bir Yasa
Beklenmedik bir yerden gelen para beklenmedik bir harcamaya gider.

28 Mayıs 2011 Cumartesi

en güzellerinden sadece bir tanesi

bu şarkıyı ilk bugün duydum ve çok hoşuma gitti. hemen yazmak istedimm. işte bu yüzden klasik gitarı seviyorum. tek bir gece için bu kadar güzel bir şarkı yazılabilirdi...


let me sing you a waltz
out of nowhere, out of my thoughts
let me sing you a waltz
about this one night stand

you were for me that night
everything i always dreamt of in life
but now you're gone
you are far gone
all the way to your island of rain

it was for you just a one night thing
but you were much more to me
just so you know

i hear rumors about you
about all the bad things you do
but when we were together alone
you didn't seem like a player at all

i don't care what they say
i know what you meant for me that day
i just wanted another try
i just wanted another night
even if it doesn't seem quite right
you meant for me much more
than anyone i've met before

one single night with you little jesse
is worth a thousand with anybody

i have no bitterness, my sweet
i'll never forget this one night thing
even tomorrow, another arms
my heart will stay yours until i die

let me sing you a waltz
out of nowhere, out of my blues
let me sing you a waltz
about this lovely one night stand

bahçemiz

bu yıl bahçemizde baya bir düzenlemeye gittik. gübre aldık, yeni yeni toprak aldık... bir sürü çiçek diktik, yanında da bir sürü böceğimiz oldu tabi. bunun için de ilaç aldık, şimdilik problem yok. çok çalıştık çok ama verimini de aldık :)


gelelim bahçemizde nelerin olduğuna:

çiçekler: sevgililer günü gülü (bu bir çeşitmiş), güller (pembe, kırmızı, beyaz, lila, sarı), beyaz zambak, leylak, hercai menekşeleri (sarı, bordo, eflatun), aslanağızları (beyaz, pembe, kırmızı, bordo), dalyeler (koyu yavruağzı, bordo, pembe), bodrum papatyası (beyaz), yonca çiçeği (pembe), sardunya (kırmızı, beyaz, pembe), petunya (ebruli, beyaz, mor, pembe),  bahçe gülü (sarı, turuncu), karanfil (pembe, beyaz, fuşya), ateş çiçeği (kırmızı), şebboy (mor, pembe), izmir gülü (vardı, artık yok).




otlar: nane, kekik, mercan köşk otu, adaçayı, biberiye.



sebzeler: biber, salatalık, kabak, börülce, domates, bamya.



mevsimi geçenler: bakla, pazı, tere, maydonoz, roka, dereotu.

meyveler ve ağaçlar: çilek, yer elması, kayısı, limon, incir, erik, armut, nar, ceviz, zeytin, üzüm


işte bu kadar :)








26 Mayıs 2011 Perşembe

benign summer light eruption

from vikipedia:


Benign summer light eruption is a cutaneous condition, and a name used in continental Europe, and particularly France, to describe a clinically short-lived, itchy, papular eruption particularly affecting young women after several hours of sunbathing at the beginning of summer or on sunny vacations.

---
3 questions to an expert

For major light eruptions, I prescribe synthetic antimalarial drugs

Dr L., Dermatologist, Paris, France

The most common manifestation of sun allergies is benign summer light eruption. It is characterised by an outbreak of red papules (spots) on sunny days. It affects nearly 10% of adults. Dermatologists therefore often encounter this problem in their patients.



What is the profile of patients who come to see you with symptoms of summer light eruption?

Quite often they are women between the ages of 15 and 35.
They do not necessarily come in the summer, despite the name of the condition. A skiing trip or a few hours at an outdoor café in the spring can trigger the appearance of small, red spots that are often slightly raised; these unattractive bumps can occur on the neckline, forearms and legs. If sun exposure persists, skin grows accustomed and these manifestations disappear.

Is there a way to prevent summer light eruption?

It starts all of a sudden without any triggering factor whatsoever, save for sun exposure.
Once the light eruption has occurred, it will systematically recur when sun exposure begins. I therefore recommend that my patients, especially those who have sensitive skin, use an effective sun protection product that filters both UVB and UVA rays.

Are there medicines that can prevent the appearance of light eruption?

I readily use dietary supplements that contain beta carotene, selenium and probiotics;
these should be taken one month before initial sun exposure and throughout the duration of exposure. For major light eruptions, I prescribe a course of syntheticantimalarial drugs to begin 10 days before initial sun exposure. I am less likely to use phototherapy, which consists of a few sessions of ultraviolet radiation before initial sun exposure, because I do not want to compound UV exposure in my patients

http://www.laroche-posay.com/article/intolerance-solaire/a459.aspx
.


no pain, no gain

5 mayıs gripin konseri: konserden bahsetmek istemiyorum uzun uzun ama bildiğim tek şey: konserde bana bir şey olduğudur. sanırım mantığımı yine alt etti duygusallığım. rüyalarım bile bana aynı şeyi söylüyor. hep kaydedeyim diyorum ama olmuyor işte. bu yüzden bugün gördüğüm rüyada bile aynı şey geçerliydi: aç tavuk rüyasında darı görürmüş :) eski neşemi, eski gülüşlerimi hatırlıyorum da herkes ne kadar da neşeli olduğum konusunda hemfikirdi. neyse ki belki 12 mayıs hemşirelik balosunda bunu tekrar kazanabilirim.




edit: iki gün önce alçım çıktı, vs (bunu istatistik olsun diye yazdım) ama yine duydusal bir zamanda yağmur yağdığı bir sırada yazıyorum. hava sıcak aslında. şakır şakır yağmur yağıyorsa da ben balkonda körfez ışıklarıyla gripin dinliyorum:
"zaten ıslağım boğazın ortasında
yaşlarım gizleniyor damlalarında
durma, yağmur durma"

ne zaman kendimi kötü hissetsem yazmak ve ağlamak istiyorum. işe gitmek istiyorum artık. zindanda gibi hissetmeye başladım yeniden.
"cilalanıyor ruhum istanbul sağnağında
damlalar karışmış elmacıklarıma
durma, yağmur durma"

film izlemekten de sıkılmaya başladım sanırım, kitap okumaktan da. neden geçmişte yaşayayım ki? confused :s

"okunmuyor artık adı yıldızlarda
ayrılık yazıyor arkası yarınlarda
sorma bana, sen de onu sorma"

keşke her şey daha güzel olsaydı demek istiyorum ama yaşamam gereken gün, bugün. ve ben önüme bakmalıyım. artık geçmişe bakmak yok. evde geçen üç buçuk ayda sabrı öğrendim, ve beklemeyi. bunları kullanmazsam ne anlamı kaldı geçirdiğim bu sürenin. öğrenmeye de devam ediyorum.
"sorma, sorma doldur boğaziçini
sen doldur ben içerim efkarımla kana kana
durma, durma doldur boğaziçini
sen doldur ben içerim yalanlara kana kana
durma, canım cayır cayır yanıyor
söndür yalvarırım durma n'olur durma"

bir arkadaşım: "hayat ufak tefek şeylere takılacak kadar lüks değil" demişti ya çok doğru söylemiş. bu yüzden aldığım kararda sabit duruyorum, acı verse de... bunu başarıyor olmanın verdiği his daha da güçlendiriyor beni. bu yüzden üzülmüyorum. sadece acı çekiyorum.
"durma, yağmur durma
sorma, sen de onu sorma"

12 Mayıs 2011 Perşembe

hemşireler günü

bugün hemşireler günü. ve ben buraya neden hemşire olduğumu, aslında okul sürecinin çok sıkıcı geçtiğini, hemşireliği sırf açıkta kalmamak için tercih ettiğimi yazmayacağım. orası uzuun bir hikaye. şimdi bilinmesi gereken işimi sevdiğimi, zor da olsa bunun beni mutlu ettiğidir. buradan çıkarılması gereken şey ise fiziksel, çevresel ve psikolojik şartlar ne kadar yorucu da olsa bundan duyduğum manevi hazdır. insanlara yardım etmeyi seviyorum. bunda elbette ki ekibimin çok büyük katkısı var. çalıştığım departmanın da bunda katkısı olmuştur. önemli olan çalıştığım ekiptekilerin bir "iletişim"e sahip olmaları. yoksa işim gerçekten olduğundan daha zor olabilirdi. bu yüzden hepsine ayrı teşekkür etmem gerek yarın. (hemşirelik balosuna gidiyorum da!)

bu yüzden buraya yılın sözü olarak ekibimdeki bir arkadaşın hasta başı laflarından birini yazmalıyım:

"her gün seve seve yapacağın bir işin, akşam eve koşa koşa gideceğin bir eşin olsun." *

*henüz bir eşim yok ama koşarak gittiğim bir işim var :)

meryem ana'daki dileklerden birisi/efes