10 Mayıs 2011 Salı

güneş kremi yoğunluğunda puff puff steroidler

astım ne manyak bir hastalıktır ki beni bulmuş: böle akıllı ve güzel. sarışın da değilim ama... şimdi size biraz astımın patofizyolojisiyle ilgili bilgiler vericem. sonra neden böyle fıs fıs ismail gibi dolaştığımı ve neden antihistaminik kullandığımı ve belki başka bir yazıda polimorf ışık erüpsiyonundan da bahsederim ve neden baharın son ayından itibaren kışa kadar sürekli güneş kremi kullanmak zorunda olduğumdan da.. atopik bünye ile başlamak sanırım en akıllıcası ama şimdi biraz house izlemeli ve biraz da ufukcel ile konuşmalıyım- o bir prens unutmayalım :) sonra bi ara paylaşıcam, araştırma yapmalıyım. don't worry and follow me!

şimdi atopik bünye ile başlayalım madem: atopik bünye demek kısaca çeşitli polenlere, ev tozlarına, kalorifer böceklerine, zeytin dalına vs kısacası bahar aylarında uçuşan her şeye ve ev hayatına alerjisi olmak demek. ben de diyordum neden evde durmak bana çok boğucu geliyor! meğer cidden alerjim varmış! özellikle bahar aylarında burun akıntısı, geniz akıntısı, farenjit, hafif üst solunum yolu enfeksiyonu ve nezle gibi şikayetler hep atopik bünyenin bir işaretidir ve antihistaminik (yani alerjiye neden olan histamine karşı) ilaçlarla tedavi edilir. çünkü alerjen maddelerle histamin salgısı tetiklenir ve enflamasyona sebep olarak bu semptomlar görülür. genelde mevsimlik işçi gibi çalışırlar (alerjenler mevsim dönümlerinde ortaya çıkar) bu yüzden buna mevsimsel alerjik rinit deriz. işte benim de mevsimsel alerjik rinitim var. ayrıca testleri yapılamayan bazı kimyasal maddelere de. işte bu da nefes almada güçlük yaratıyor bazen ve bu da alerjik astıma çevirebiliyor.

bu noktada anlayacağınız gibi size alerjik astımdan astım nedirden bahsedeyim. astım öncelikle kronik bir hastalıktır. genetiktir ve çevresel faktörlerle tetiklenir. genetik bir yatkınlık söz konusu olmasa da geçirilmiş zatürre, bronşit gibi etkenlerden tetiklenebiliyor. yani tam sebebi bilinmiyor. şöyle açıklamaya çalışayım. örneğin çamaşır suyu temizlik yaparken bazılarımızda nefes darlığı yapmaz, ama astımlı kişilerde çamaşır suyunu tabir caizse "koklatmak" bile ciğerlerde kimyasala karşı hemen bir enflamasyon başlatır. bu enflamasyon ise hava yollarının daralmasına ve literatürde episodik dispne diye geçen nöbet şeklindeki nefes darlığına neden olur. bu nefes darlığına öksürük krizleri eşlik eder. öksürme derin bir nefes ile başlar. dolayısıyla bu işlem hava kapasitesi azalmış akciğerlere daha çok havanın girmesini sağlar. aynı zamanda alınan nefesin kuvvetlice dışarı verilmesiyle akciğerlere girmeye çalışan yabancı cismin (kimyasal gazların) atılmasını refleks olarak sağlamış olur. buradaki enflamasyonu dindirmenin iki yolu var: birincisi derhal ortamdan uzaklaşmak ki bunu hiç sağlayamayabiliyoruz, ikincisi ise verilen inhaleri kullanmak. sterodilerin enflamasyon baskılayıcı özelliklerinden yararlanıyoruz. elbette ki kullanılan inhalerlerdeki dozlar mikrogram ölçüsünde olduğundan yan etkileri de geç ortaya çıkıyor. belki 10-15-20 yıl sonra.

bana gelirsek bir hafta boyunca günde iki kez penisilin yemekle büyük çoğunluğunu atlattığım sinüzit, bundan bağımsız bir zamanda bir hafta ateşler içinde yattığım bir bronşit öyküm var. küçüklükten hafif alerji gösterdiğim yani gözlerimin yaşardığı vs zamanlar olduğunu hatırlıyorum. çocukluğumun geçtiği ankarada değil ama ergenlikten itibaren yaşadığım izmirde çok tetiklendiğini düşünüyorum. kolay kolay hasta olmadım, bir kere de bir kaç yıl önce üç haftaya yakın grip olduğumu biliyorum, hepsi bu. yani izmir'in dağlarında çiçekler açar..

 izmir güzel memleket ama fazla alerjen sanırım. yine böyle kollarımın bacaklarımın her bi yerimin kaşındığı bir dönemde alerji testine gittim ve semptomların azaldığı bir zamanda teste tabi tutuldum. o zamanlar alerjin yok dediler. meğer şimdi adını öğreniyorum: polimorf ışık erüpsiyonu mudur nedir öyle bişi varmış bende. neyse işyerinde çalışırken bi gece yine rutin olarak zemini ve kullanılan tüm araç gereçleri 1/9 çamaşır suyuyla sildiler. neredeyse saf çamaşır suyuyla.. o kadar kötü kokuyordu ki nefes alamadım! sanki böyle bir dispnem var gibiydi. gece çok rahatsız edici değildi ama bir problem olduğunu hissettiğimden ertesi gün doktora gittim sabahtan ve solunum fonksiyon testi yapıldı. sft sonrasında baktılar ki akciğer kapasitem biraz düşük (fev1) olduğundan reversibilite testine tabi oldum. bu test bronkodilatör (bronşları açan) ilaçla sft'nin tekrar edilmesinden oluşuyor. ikisinin karşılaştırmasında fev1 arasındaki değerler eğer 200den yüksek çıkarsa astım tanısı konuyor. ciğerlerinizi biraz yoran ama rahat bir test, ne de olsa inhaler alıyorsunuz. ama daha özel bir test olan bronş provakasyon testi var ki hiç sormayın. onda da ciğerlerinizi daraltan bir ilaç kullanıyorsunuz ve ona göre düşen değerleriniz vs değerlendiriliyor. sürekli öksürmenize neden olan bu testte benimki negatif çıktı. pozitif olsaydı kesin astım denilecekti. negatif çıkmasının sebebi sanırım benim durumumun alerjik olmasından yani belki de bu sıkışmamın ilk defa olmasından kaynaklanıyordur kim bilir!

önemli olan doktorumun bana symbicort inhaler yazmış olmasıydı. artık astım hastasıymışım. sigarayı bırakmam gerekiyormuş ama ilaçlarımı düzenli kullanayım bir müddet sonra belki hiç ilaç kullanmayan astım hastası olabilirmişim vs vs. heyet raporu da çıkardılar bana. alerji testlerinden vs geçtim ve ev tozları, zeytin ağacının tozları, hamam böceği kalorifer böceği gibi bir çok şey pozitif. tabi maruz kaldığım kimyasallarla bir test yapılamıyor. neyse 13.10.2010'dan beri astımlıyım. bu bahar salya sümük geçti ama iyi ki ilaçlar var. bu yüzden blogun adını sümüklü prenses aldım- biraz da evet izmirliler bilir "izmir burnu akan pas içinde bir çocuk"a benzetildi, buna atfen alındı.

şimdi konumuza geri dönelim: size atopik bünye, astım ve alerjiden bahsettim az biraz. sıra polimorf ışık erüpsiyonunda. bunun için ara veriyorum. cici bilgilerle döneceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder